Mor ve Ötesi’nden şok açıklamalar / "Deli"nin youtube’da izlenme rekoru kıran klibi

Bu yılki Eurovision temsilcimiz Mor ve Ötesi grubunun elemanları, kapsamlı bir promosyon turuna çıkmaya hazırlanıyor. Blue Jean’in Nisan sayısına verdikleri röportajda yarışmayla ilgili sorulara verdikleri ilginç yanıtlarıyla şaşırttılar. Geçen hafta gösterime giren Deli’nin video klibi, youtube’da izlenme rekoruna ulaşırken Tamba Tumba’nın Eurovision şarkımızla ilgili yaptığı anket de sona erdi, işte Eurovision 2008’de son dakika gelişmeleri… >>>

Mor ve Ötesi, 14 Nisan’da başlayacak Promo turunun duraklarını aşağı yukarı belirledi. Şu ana kadar belli olan ülkeler:

Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Çek Cumhuriyeti, Portekiz, Fransa, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Ukrayna, Azerbaycan, Gürcistan.

Mor ve Ötesi’nin Eurovision’da yarışacak olan şarkısı “Deli”, Ezel Akay’ın çektiği sıra dışı klibiyle büyük ilgi gördü.
Belgrad’daki “53. Eurovision Şarkı Yarışması”nda yarışacak 43 şarkının video kliplerini yayınlayan “www.eurovision.tv”, “Deli” için çekilen klibi de listesine ekledi. Yaklaşık 60 kişilik bir ekibin çalıştığı, sanatçı Şekip Davaz’ın yaptığı heykellerin kullanıldığı bu ilginç klip, aynı zamanda Youtube’da da tıklanma rekoruna koşuyor.

İşte o klip:

Müzik sitesi Tambatumba.com’da Deli’nin açıklandığı günden itibaren başlayan “Şarkıyı nasıl buldunuz” oylaması sona erdi. İşte sonuçlar:

Harika, çok beğendim!……………………………………………..%48
Başarılı, ama finalde ilk 10 zor………………………………….%23
İdare eder, ama yarı finali aşacağından emin değilim…%9
Beğenmedim, şans vermiyorum……………………………….%18

Grup, Blue Jean’in Nisan sayısına verdikleri röportajda yarışmayla ilgili sorulara verdikleri ilginç yanıtlarıyla şaşırttılar. İşte o röportajın özeti:

Eurovision konusu grup içinde tartışıldı mı?
Biz Almanya turnesindeyken meğer TRT bize teklif götürme kararı almış, biz tam 25 kasımda havaalanındayken, “Avrupada birşeyler yapmak lazım” derken geldi teklif.

Eurovision’dan çıkan 3-4 başarılı örneği var ama bir dolu da başarısız…
Eurovisiona katılmak Avrupa için ilk adım değil biziim için (Almanya konseri, vs.). Belçika’dan gelen 20 yaşındaki bir genç kızın Avrupa’ya açılma planıyla benzer değil bu yaptığımız. Yakında ortalık DELİ olacak.

Peki neden İngilizce değil?
Sertab’ın şarkısını bir kenara koyarsak İngilizce şarkı Türkiye’nin tarihinde pek yer tutmuyor.Çünkü insanlar büyük ölçüde Türkçe şarkı dinliyor. İngilizce şarkı yazmayı 95’lerde bıraktık biz.

Athena başarılı oldu ama?
Ama Athena’nın ilk akla gelen 5 şarkısından biri olmadı. Hatta on olduğu da tartışılır. NBeraber verdiğimiz Yedikule konserinden biliyorum, insanlar For Real diye .çıldırmıyolardı.

Yine de bir challenge olarak görüp deneyebilirdiniz…
Zaman dardı, 1.5 ay içinde 3 şarkı hazırlıyosun. Olsa altıbuçuk ay, oturup İng. Almanca Sanskritçe deneyelim.

Deli’nin lansmanında şarkıyı kime dinlettiniz sorusu gelmişti ama siz Kurabiye canavarı diye yanıt verdiniz…
Bizim müzik büyükleri diye sayabileceğimiz insanlar yok. Bakın Demirhan Baylan burada, şarkıyı onunla uzun uzun konuştuk desek de yazmıcaklardı. Onların beklediği Sezen Aksu, vs. isimlerdi.

250 bin satan Dünya Yalan Söylüyor’dan sonra Büyük Düşler’in 50 bin satması hayal kırıklığı yarattı mı?
-Benim sinirlerim bozuldu! (Harun)
– BD, DYS’nin üstüne bir kat daha çıkalım demek yerine, yan arsada bir bina daha inşa etmek demekti. Böylece DYS apartmanında yaşayanlar topluca BD’ye taşındılar.

Yaptığımız diğer 2 şarkıdan birini seçseydik, insanlara mor ve ötesi tuhaf birşey yapmış dedirtebilirdik. Ama daha farklı bir tercih yaptık. Deli’nin sevilip sevilmediğini yarışmadan 5 ay sonra dinlenip dinlenmediğine bakarak anlayacağız.

O zaman, BD, DYS kadar çok satsaydı Eurovision’u düşünmez miydiniz diye sorsak? Yine düşünürdük. Türkiyede belli sınırlar var. Aslında herhangi, bir müzik icra eden herkes için Eurovision uç bir örnek. Onu da yapmamış olmayalım dedik ve yapıyoruz. Bizim o zarfı genişletiyor olmamız, o zarfın içinde bulunan birçok ismin de oyun alanını genişletiyor. Biz müzik endüstrisinin merkezinde olan bir ülke değiliz. Sizi 110 milyon kişi izleyecek. Bunun 100 milyonu bakkaldan müzik alışverişi yapan insanlar olsun. Geriye kalan 10 milyon kişinin bir zevki olsun. Onun da 1 milyonu bizim müziğe yakın olsun. O bir milyondan 5 tanesi de müzik endüstrsiinde etkili bir yerde olsun mesela, işte o 5 kişi bile bu işi yapmaya değer diye düşündük.

Yurtdışında bişeyler yapmak için İngilizce eser ortaya koymanız gerekmeyecek mi? O işte tartışmalı. Bakalım neler olacak? Mesela yarı finalde elenirsek, hiç bunu tartışmamız bile gerekmeyecek.

***
MVÖ, röportajın sonunda Haziran ayında bir single çıkaracaklarını ve içinde Eurovision için hazırladıkları diğer 2 şarkıyla eski şarkılarının remixlerinin yeralacağını belirtmiş.

Reklamlar

Kenan’ın özlemi

Kenan Doğulu Amerika’da bulunduğu sürelerde neyi özlediğini açıkladı. “Şeffaf Oda” programına konuk olan Kenan Doğulu, “Los Angeles’ta, geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, ‘Bak ne kadar güzel, burada rahatsın’ diye. Ama rahat olmak da bir yerden sonra özleme yol açıyor. Paparazziler birikiyor gece klüplerinin önünde. Tom Cruise, Angelina Jolie, Brad Pitt için falan geliyorlar. İnsan biraz rahatsız oluyor açıkçası. Çünkü alışınca o ilgiye, alakaya, biraz zorlanıyorsun” dedi. Doğulu’nun bu açıklamaları, izleyenleri şaşkına çevirdi.

Albüm yapmak için deli cesareti lazım

4 yıllık aradan sonra geçtiğimiz hafta “Bir Nefes” adlı yeni albümünü çıkaran Gürel, “Hâlâ bu deli cesaretini gösterip, emek verip ortaya bir şey çıkartan varsa laf etmek bana düşmüyor. Bunu da çok içten söylüyorum. Çünkü herkesin hayat planı kendine göre. Ben hakikaten güzel şarkılar yapıyorum ve onları güzel söyleyebilmek adına albüm yapıyorum” dedi.

İşte Hürriyet gazetesinde yayınlanan Seden Gürel röportajı >>>

4 yıllık aradan sonra geçtiğimiz hafta “Bir Nefes” adlı yeni albümünü çıkaran Gürel, “Hâlâ bu deli cesaretini gösterip, emek verip ortaya bir şey çıkartan varsa laf etmek bana düşmüyor. Bunu da çok içten söylüyorum. Çünkü herkesin hayat planı kendine göre. Ben hakikaten güzel şarkılar yapıyorum ve onları güzel söyleyebilmek adına albüm yapıyorum” dedi.

“Bir Nefes” albümünüz hayırlı olsun. Ne kadar ara vermiştiniz müziğe?

– Teşekkürler, 10 gün oldu albümüm çıkalı. Ben ara demeyi sevmiyorum açıkçası. Albüm aralığında bakarsan “Bir Kadın Şarkı Söylüyor” albümüm 2004 yılının sonunda çıkmıştı. Sonra düet albümü çıkardık Keremcem’le birlikte. 2005 yılının aralık ayıydı. Bu arada çocukluğumdan beri bir müzikalde yer almayı hayal ediyordum, bu hayalimi gerçekleştirdim ve “Broadway’den İstanbul’a Müzikaller” projesinde rol aldım. Harbiye Açıkhava’da tek gösteri yapacaktık, ama üç gösteri yaptık.

Tasarım ile ilgili bir program da yaptınız bildiğim kadarıyla bu arada…

– Evet, TV8’de “Tasarım Atölyesi” diye bir program yaptık. Sunuculuğunu yapıyordum ama tasarım bölümünde de çalıştım. Benim için çok ilginç ve keyifli bir deneyim oldu.

Albümün hazırlık aşaması uzun mu sürdü?

– Albümün repertuvar aşaması çok uzun sürdü. Ama açıkçası “Dört yıl oturdum albümümü hazırladım” dersem yalan olur. Şarkılar çıktıkça onları toparladık, bir bütünü oluşturması gerekiyordu bu şarkıların. İnsan yaşadıklarıyla da şekil değiştiriyor tabii. Dört yıl ya da iki yıl önce almış olduğum şarkıyı “Ben bunu hissetmiyorum” deyip bırakmak durumunda kaldım. Bu, şarkıları sevmediğim anlamına gelmesin, belki iki yıl sonra hissedip yeniden söyleyeceğim ama şimdi böyle.

Albüm kapak fotoğrafınızı cool, dingin ve erotik buldum…

– Zeynel (Abidin Ağgül) sağ olsun erotizmi yansıttıysa… Evet, orada bacak ve çıplaklık var ama onu kapatırsan aynı kadın ifadesi var. Bu sadece dinginlik ve huzur gibi geliyor bana. 40 yaşımı geçtim, Zeynel’e “Beni 50 yaşından sonra nasıl böyle çıkaracaksın” dedim.

Photoshop yok değil mi bu pozlarda?

– Yok. Boynumda fıtık oluştuğu için 1,5 yıldır yapamıyorum ama spor yapıyordum. Bir dönem vertigo, yani daimi baş dönmesi yaşadım. Araba kullanmaya kadar yasaktı çoğu şey. Neyse ki ilaç kullandım ve beş ay sonra geçti.

Ama genetik sanırım, 40’ınızı geçmiş gibi değilsiniz, çok daha genç gösteriyorsunuz…

– Bence de genetik. Babama bakıyorum da hálá çok genç. Dünyanın en yakışıklı adamı gibi geliyor bana.

Eşiniz Aykut Gürel’den daha mı yakışıklı buluyorsunuz babanızı?

– Eee… Babam yakışıklıdır ya!

Sıkıştırdı sanırım bu soru sizi…

– Yok sıkışmadım! Tamam Aykut da çok yakışıklıdır ama babam da çoook yakışıklıdır. Görmeniz lazım babamı, yeşil gözlü, beyaz tenlidir.

Albümde eşiniz Aykut Gürel’in de parçaları var…

– Evet çünkü Aykut benim hislerimi benimle yaşarken o kadar iyi anlıyor, biliyor ve paylaşıyor ki… Ben ona çok değer veriyorum, o benim için çok önemli. Bir elmanın iki yarısı gibiyiz. Ya da öyle olduğumuz için bu kadar zamandır bir aradayız. Biz birbirimizi hiç değiştiremedik bugüne kadar. O da çok uğraştı bunun için ben de. Ama sanırım işin sırrı da bu: değişmemek… Aksi halde çok keyifli olmazdı hayat. Aynı olsaydık sıkılırdık birbirimizden.

Korsan müziğin var olduğu günümüzde albüm yapmak risk değil mi?

– Evet, büyük delilik! Hálá bu deli cesaretini gösterip, emek verip, ortaya bir şey çıkartan varsa laf etmek bana düşmez. Çünkü herkesin hayat planı kendine göre. İşindeki planı da kendine göre. Ben hakikaten güzel şarkılar yapıyorum ve onları güzel söyleyebilmek adına albüm yapıyorum. Bir başkası “Bu yaz çok konser yapmam lazım, yaza yetiştirmem lazım” diye yapıyor, bir diğeri “Kışın ortalıkta görünmem lazım” diyor. Bunlar hayat planları..

Keşke konservatuvar mezunu olsaydım / Ajda benim idolüm

Televizyonda “Cine City” programına konuk olan Gülben Ergen, konservatuvar mezunu olmadığı için pişman olduğunu açıkladı: “İnsan yaptığı işle ilgili eğitim alsa daha fiyakalı olur. Şimdi do minörden okuyorum mi fa majör diyebilseydim daha havalı olurdu. Nota biliyor olmak, şarkı söyleyen bir insan için çok büyük bir lüks. Bu lükse konservatuar mezunu sanatçı arkadaşlarım dahil ben değilim. Keşke konservatuvar mezunu olsaydım. Bu işi yapacağımı bilmiyordum küçükken” dedi. Ergen programda ayrıca Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’ya hayran olduğunu açıkladı: “Ajda Pekkan, bu işi yapan, şarkı söyleyen herkesin isteyerek ya da istemeyerek örnek aldığı tek isim. Sezen Aksuyu dinlemekte öyledir. Onun şarkı sözlerine, yorumuna, sesini nasıl şarkılarına bu kadar yüreğiyle katabildiğini izlemekte bir derstir. Ajda Pekkan’ın duruşunu ve enerjisini takip etmemek mümkün değil. Herkesin takip ettiği ve uzun yıllar da takip edeceği bir idoldür Ajda Pekkan.”

70’li yıllarda idamımı isteyenler bile oldu

MTV Türkiye’de hazırlanan ‘beniMTV’m programına konuk olan Orhan Gencebay kendisiyle ilgili bilinmeyenlerini anlattı. Yarın yayınlanacak programda Gencebay, 70’li yıllarda idamının istendiğini ve onur kırıcı davranışlara maruz kaldığını açıkladı.

* Popstar Alaturka dışında neler yapıyorsunuz bu aralar?
Maxi Single hazırlığı içerisindeyim. 5 şarkı 1 tane de enstrümantal var. Ayrıca bir kitap yazmaya başladım. Müzikte neler yapmak istedim ve bunu yapmak isterken de başıma neler geldiğini anlatacağız kitapta.

İşte o röportaj >>>

BÜLENT ESPRİ YAPIYOR

* Programda Bülent Ersoy size sürekli takılıyor…
Bülent Ersoy benim 38 yıllık arkadaşım. Abi-kardeş gibiyiz. O bazen kendine göre espriler yapıyor. Olabilir. Neticede birbirimizi rahatsız ettiğimiz bir durum yok.

* Arabesk çok mu kötüydü de TRT’de yıllarca yasaklandı?
TRT’nin ilkeleri vardı ve bu ilkeler tartışılmalıydı. TRT koruyuculuğa yönelmişti. Yeni olan bir bulguyu kolay kolay bünyesine alamıyordu. İlla kendi bünyesine almak istediği olgu daha evvelki yapılara benzemek durumundaydı. Böyle bir kavga 25-30 yıl sürdü. Bunu çok çektim ben. O karara boyun eğmeyen tek bendim. Ben ‘sanat özgür olmalı’ diyordum. Düşünce ve sanata gem vurulursa gelişme olmaz ki. Sonunda haklı çıktım. TRT de zamanla değişti.

* Rap müziğinde küfür var. Dinler misiniz?
Evet, dinlerim. Rap bir protest müziktir. Bir ritmin üzerinde belli kategoride belli konuları protesto eder. Anarşist görüşle ifade eder. Anarşizm yanlış anlaşılmıştır. Anarşi olumsuzluğa tepkidir…

* Şarkılarınızı rap’e yakın görüyor musunuz?
‘Batsın Bu Dünya’ protest. Bu rock yapısına dayanır. Rock kural tanımazlık değil, özgürlük demektir. Ben Türk rock’ı yapıyorum diyebilirim.

TRT’DE YASAKLIYDIM

* Size köstek olan birileri oldu mu hiç?
TRT’nin ilkeleriyle ters düşmüştük ve ben resmi bir yasaklıydım. Yalnız yasaklama değil, rencide edici davranışlar, onur kırıcı laflara maruz kaldık hep. ‘Bir Teselli Ver’ şarkısını yaptığım sıralarda TRT’de beni anlatıyorlar; “Dışarıda yapılan yoz müzikler” deniyor… Hatta 1970’li yıllarda benim idamımı isteyen bile olmuştu. Onlara göre Türk müziğini bozmuş olarak görünüyordum. Ben hiçbir müzik türünü dejenere etmedim. Ben kendi müziğimi yaptım.

* Devlet sanatçısı unvanı kaldırılıyor. Sizin görüşünüz nedir?
Devlet sanatçılığı unvanının kimseye verilmesinin taraftarı değilim. Kaldırılmalı bence de.

Musti, Mahsun’un filminde oynayacak

Pop müziğin sevilen sesi Mustafa Sandal, yıl boyunca hayata geçirmeyi planladığı projeleri hakkında açıklamalar yaptı.

Senaryo yazıyor
Sözlerine bu yıl yine Muhabbet Kart reklamlarında rol alacağını belirterek başlayan ünlü şarkıcı, kariyerine yeni bir boyut kazandıracağını dile getirdi. Mahsun Kırmızıgül’ün yöneteceği ‘New York’ta 5 Minare’ adlı film için kamera karşısına geçeceğini belirten Mustafa Sandal, şöyle konuştu: “Kendimi artık oyunculuğa alıştırmaya çalışıyorum. Önce, ‘New York’ta 5 Minare’de oynayacağım. Sonrası için de kendim bir senaryo hazırlıyorum.”

Yeni şarkısını hayranı ile birlikte söyleyecek

Rafet El Roman, yeni albümünü mayıs ayının ilk haftasında çıkartacak. Sanatçı, 10 şarkılık albümde yer alacak olan ‘Virane’ adlı parçada bir hayranıyla düet yapacak.. Kızları ve ailesi ile birlikte Almanya’da yaşayan Rafet El Roman, uzun süredir üzerinde çalıştığı albümünü mayıs ayında çıkartacak. 10 şarkının yer aldığı albümde bir de Almanca şarkı seslendirecek olan El Roman’ın albüm kayıtları Almanya’daki Studio M Malsch-Karlsru’da yapıyor.

ŞENLENDİRİCİ ÇALACAK
Şarkıların düzenlemelerini Steffen Müller ile birlikte yaptığını söyleyen Rafet El Roman, “Albümde çalması için klarnet ustası arkadaşım Hüsnü Şenlendirici’yi de Almanya’ya davet edeceğim” diye konuşuyor. El Roman albümünde, Almanya’da ‘Yağmur’ adlı parçasıyla ünlenen Sinem adında bir Türk şarkıcı ile düet yapacak. Yakışıklı şarkıcı ayrıca, Yusuf Güney adında bir hayranıyla ile birlikte de şarkı söyleyecek. Güney ile Londra’da verdiği bir konserde tanıştığını söyleyen El Roman, şöyle konuşuyor: “Yusuf Güney geçmişte bana bir bestesini vermek istemişti. Ona kendisini geliştirmesini söylemiştim. Yıllar sonra karşılaştık. İki hafta önce Almanya’ya gelip bana çalışmalarını dinlettiğinde hayretler içinde kaldım. Albümümde yer alacak ‘Virane’ adl şarkıda düet yapacağız.”