MTV ödülleri için oylama vakti

Geçen yıl Emre Aydın’ın ‘Avrupa’nın En Sevilen Sanatçısı’ seçildiği MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, bu sene 5 Kasım’da Berlin’de gerçekleşecek. Türkiye’yi; maNga, Kenan Doğulu, Atiye, Nil Karaibrahimgil ve Bedük arasından seçilecek isim temsil edecek. 11 Ekim son gün MTV Avrupa Müzik Ödülleri için açıklanan bu adaylardan biri; 01 Eylül- 11 Ekim arasında yapılacak oylama sonucu, dünyaca ünlü isimlerle aynı sahneyi paylaşma şansını elde edecek. İsteyen herkes, dünyanın neresinde olursa olun, http://ema.mtv.com.tr veya http://mtvema.com adresinden desteklediği sanatçıya oy verilebilecek. Geçtiğimiz yıllarda Katy Perry, Justin Timberlake, Christina Aguilera ve Snoop Dogg gibi yıldızların sunuculuk yaptığı MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, 5 Kasım’da ülkemizde de canlı yayınlanacak. Yarışma için maNga, Kenan Doğulu, Atiye, Nil Karaibrahimgil ve Bedük’ün fotoğraflarını ünlü fotoğrafçı Mehmet Turgut çekti. Stüdyosunda gerçekleştirdiği çekimlerde Turgut, farklı enstantaneler ortaya koydu.

Ayna! Rütbemi söyle bana!

Kenan Doğulu konuştu, Bengü aklandı! Doğulu, son albümünde yer alan ve Bengü’ye kızıp yazdığı iddia edilen ‘Rütbeni Bilicen’ şarkısı hakkında son noktayı koydu: Saçma bir iddia, Bengü benim canım. O şarkıyı aynaya bakarken yazdım. Yani kendim için…

35’imden sonra kıskanç oldum

“Sahnede libidom yükseliyor”, “35 yaşından sonra kıskanç bir adam oldum”, “Son beş yıldır ‘normal’ tiplerle ilişki yaşıyorum”, “Kadın, Tanrı’nın yüzü, onun sözcüsüdür”, “İnşallah hiç aptal yerine konmamışımdır”, “İlişkide patron kadındır”… Bu sözler, yeni albümü “Patron”u 4 Haziran’da çıkaracak olan Kenan Doğulu’dan…

Kenan Doğulu, 4 Haziran’da piyasaya çıkacak yeni albümü “Patron”u anlattı. “Sahnede olmayı seksten daha çok seviyorum. Hayata geliş amacımın bu olduğunu düşünüyorum. Konser başladığı anda libidom yükseliyor” diyen ünlü şarkıcı, özel yaşamıyla ilgili de dikkat çekici açıklamalar yaptı.

“Patron” şarkısındaki ‘kaynaşalım’ ve ‘oynaşalım’ sözleri, “Çakkıdı”nın nakaratında da geçiyor. Neden böyle bir tekrar yaptınız?
– “Çakkıdı”, Sezen Aksu’nun şarkısıydı. “Patron”u yaparken bunlar aklıma hiç gelmedi. Ve rahatsızlık hissetmedim. Bir kere şarkılar çok farklı. Bu şarkı öyle çıktı, öyle gelişti. Hiç bozmadım. Çünkü samimiyetini kaybetmesini istemedim.

Peki, kadın-erkek ilişkilerinde size göre ‘patron’ kimdir?
– Tabii ki kadındır… Ancak ben bu ‘patron’ lafını sadece kadın-erkek ya da insan ilişkileriyle kısıtlamak istemiyorum. Ben insanın kendi kendisinin patronu olmasından söz etmek istedim aslında. Vücudunun patronu olması, fikirlerine sahip çıkması, etki altında kalmadan zaman zaman risk alması gibi…

Siz kendi kendinizin patronu olabildiniz mi?
– Ben buna çocukken sahip oldum. Herkesin hayallerinin boyutu, şekli çok farklı. Ben hayallerimi özgür tutmaya çalıştım. Yapabileceklerimi, yapmak istediklerimi kurallandırmamaya, birbirine benzeştirmemeye çalıştım. Hep kendime yenilikçi bir tavır koymaya gayret ettim. Ama yenilikçiliğin bir çizgide yürümesi ve fazla uçlarda olmaması gerektiğini düşündüm.

AŞKLARIM HALKIN İÇİNDEN

Eskiden çok medyatik aşklar yaşadınız. Ama son beş yıldır bu hayattan koptunuz. Aşklarınız da popüler değil artık…
– Doğru. Aşklarımı da artık herkes gibi yaşıyorum. Halkın içinden… Bunu yaşamak, görmek istiyorum. Kirlenmemiş, bozulmamış, sahtekârlaşmamış, yalın şeyleri seviyorum. Gösterişli, şaşaalı, şöhret içinmiş gibi gözüken ilişkilerden mümkün olduğunca kaçıyorum. “Asla bir ünlü ile çıkmam” gibi büyük konuşmak da istemiyorum. Çünkü her an herkesle uyum sağlayabilirsin. Elimden geldiği kadar normal 

“Rütbeni Bileceksin” şarkınıza gelelim… Bu şarkıda sert bir tavrınız var. Özellikle de “usta-çırak” ilişkilerine karşı…
– Evet, bu benim için bir duruş şarkısı zaten. Usta-çırak ilişkilerinin çok yıprandığını düşünüyorum. İnsanlar artık ustalarına eskisi kadar saygı duymuyor. “Boynuz kulağı geçer” diyerek ustalarını ezmeye, onların üstüne basmaya çalışıyorlar. Bu şarkı, “Nankörlükten uzak dur, ne oldum deme ne olacağım de, çizmeyi aşma” uyarısında bulunuyor. Kriz ortamında usta-çırak ilişkisinde saygısızlık arttı. Herkes birbiriyle güreşiyor ama çamurlu güreşiyor. İşte ben bunu sevmiyorum. Emeğe saygı duyulmadığı zaman çok sinirleniyorum. Emekçilerin arkasında olmak istiyorum. Çünkü etik değerler azaldı. 

Önce “Patron” şarkısı, ardından “Rütbeni Bileceksin”. Ne anlatmak istiyorsunuz?
– Bu bir konsept. Derdim ‘patron kim’i ifade etmek ya da ayrımcılık yapmak değil. Ben şunu anlatmak istedim; patron patronluğunu, çırak da çıraklığını bilecek ama kaynaşacaklar. Egosuz, problemsiz, yalansız, dolansız bir şekilde ilişkiler rayına oturtulmalı. Hayatın her alanında, bu böyle olmalı. Benim hayatımda da öyle.

Sizin hayatınızda patron ya da en üst rütbede olan kim?
– Annem… Belki çocuğum olursa, o olacak. Yeni albay benim bebeğim olacak. Ancak şu anda general annem… Ozan genel kurmay başkanı. Kız kardeşim ise yüzbaşı…

Siz?
– Beni boş ver, koyma. Ben patronum… (Gülüyor)

Fotoğraflarınıza bakıyorum da bayağı bir değişim var sizde. Kemik yapınız falan değişmiş gibi…
– 35 yaşındayım… Bunun yaşla ilgisi var sanırım. Ben de değiştiğimin farkındayım. Hep bu kiloda, bu formda olmak istiyorum. Biraz daha spora yüklenip, 15 yıl sonra kendime “Adam aslan gibi kaldı” dedirtmek istiyorum.

“Sahnede olmayı seksten daha çok seviyorum” demişsiniz. İlginç bir açıklama…
– Seksi de çok seviyorum. Ancak sahnede olmak büyük bir keyif. Hayata geliş amacımın bu olduğunu düşünüyorum. Konser başladığı anda kendime geliyorum. Libidom yükseliyor. (Gülüyor)

Ve “Beyaz Yalanlar” şarkınız… Çok söyler misiniz beyaz yalan?
– Çok değil ama söylerim. Herkes söyler… İnsanın bazı iç dengeleri kurabilmesi için başvurduğu bir yöntemdir bu. Saygı çerçevesinde söylendiği zaman, evlilikleri, ilişkileri kurtarır.

Doğmamış çocuklarım için yaşıyorum

Ne zaman düşünüyorsunuz evlenmeyi? Var mı bir aday?
– Açıkçası evlenmek beni biraz korkutuyor. Böylesine hareketli bir dünyanın yolcularından birisi olarak, zamanı gelip, kendimi hazır hissettiğim zaman evlenmek istiyorum. Ben zaten doğmamış çocuklarım için yaşıyorum. Yaptığım her şey onlara miras kalsın istiyorum. Onun için adam gibi adam olmaya gayret edip, zamanı geldiğinde de kucağıma üç çocuk almak istiyorum. Ben çok iyi bir baba olacağıma eminim. Allah’a şükür temiz bir geçmişim de var. O yüzden çok rahat ve huzurluyum. (HÜRRİYET)

İlk albümdeki tutarsızlıktan ‘imza’yla kurtuldum!

Yeni albümü ‘İmza’nın çıkış şarkısı ‘Sevişmeden Uyumayalım’ ile büyük beğeni toplayan Sıla, Günaydın’a konuştu. Genç şarkıcı, yeni albümünü ve ileriye dönük hedeflerini anlattı..

İster kırılıp dökülelim. İster yok olup dirilelim. Sevişmeden uyumayalım. Anlaşmadan ölmeyelim…” diyen şarkısıyla bir kez daha müzikseverlerin kalbini çalan Sıla Gençoğlu, 10 parçanın yer aldığı yeni albümüyle dinleyici kitlesini genişleteceğe benziyor. 1980 doğumlu olan genç yıldız, yaptığı müziği bir konsepte sığdırmıyor: “Ben her şeyi dinliyorum. Yaptığım müzik de aynı çeşitliliği gösteriyor. Bu benim müziğim. Konseptsizlik de bir konsepttir!”

* Müziğe ilginiz okul yıllarında başlamış, ailede müzikle ilgilenenler var mıydı?
Ortaokul ve lise yıllarında müzikle ilgilenmeye başladım. Babamın kulağı çok iyidir, güzel şarkı söyler ama benim dışımda ailede müzikle ilgilenen kimse yok. Daha çok, politikacı bizimkiler. İki dedem de milletvekili, babam da uzun yıllar siyasetle uğraştı, il başkanlığı yaptı.

KENAN İŞİNİN EHLİ
* İstanbul’a geldikten sonra yedi yıl Kenan Doğulu’ya vokal yaptınız. Nasıl tanıştınız?

Kenan’la tanışmamız, benim Bilgi Üniversitesi Caz Vokal Bölümü’nde okuduğum döneme denk geliyor. Kenan’ın vokalisti olan Cem Öcal çok yakın arkadaşımdı. Onun sayesinde tanıştım Kenan’la ve başladım vokal yapmaya. Karşılıklı memnuniyetimiz olunca yedi yıl devam etti, biraz sebatkar davrandık…

* Geçen bu yedi yılın müzik kariyerinize ne gibi katkıları oldu?
Ben çok ciddi ve iyi bir müzisyenle çalıştım. Kenan gerçekten işinin çok ehlidir. Sahnesi çok başarılıdır, çok interaktifdir. Gerek müzisyenlerle diyaloğu olsun, gerek müzikal fikirleriyle çok yoğun bir insandır. Çok şey öğrendim ondan. Sahne bizim için teoriyi pratiğe dökebileceğimiz en önemli platform; dolayısıyla çok güzel bilgi alışverişleri oldu aramızda. Şu anda sahnedeki rahatlığımı Kenan’la yedi sene aynı sahneyi paylaşmış olmama borçluyum.

ELEKTRİĞİMİZ TUTTU

* Biz sizi ilk albümünüz çıkmadan çok önce tanıdık. Şarkılarınızı Ferhat Göçer, Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu söyledi ama asıl çıkışınız ‘Sıla’ dizisinin müziğiyle oldu. Sezen Aksu ile birlikte yaptığınız dizinin şarkısı ‘Töre’ herkesin beğenisini kazandı. Aksu ile nasıl çalıştınız?
Çalışması bu kadar kolay bir kişiyi ben daha önce hiç görmedim. İki kişi Okumaya devam et

‘Uzay Heparı Sonsuza’ çocuklara yarayacak

Modacı Zeynep Tunuslu, 15 yıl önce ölen eşi Uzay Heparı’nın anısına hazırlanan albümün gelirini çocuklarla paylaşacak..

Modacı Zeynep Tunuslu’nun yklaşık 15 yıl önce bir trafik kazasında yaşamını yitiren eşi Uzay Heparı anısına hazırladığı ‘Uzay Heparı Sonsuza’ adlı albüm, önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak. Zeynep Tunuslu, albümün gelirini oğlu Kanat Heparı’nın eğitimine ve çocuklarla ilgili bir kuruma bağışlayacak.

Orijinal ‘küçüğüm’
Sezen Aksu, Emre Altuğ, Kenan Doğulu, Sertab Erener, Teoman, Yüksek Sadakat, Zeynep Casalini, Göksel, Mustafa Ceceli, Buz, Ceza&Melez, 4 Yüz, Seda Yavuz&Funky C gibi isimlerin şarkı söylediği albümde; Kanat Heparı’nın da bir bestesi yer alacak. Sözleri Zeynep Tunuslu’ya ait bu şarkıyı sürpriz bir ünlü seslendirecek. Sezen Aksu ise ‘Küçüğüm’ adlı şarkının orijinal kaydını da bu albüme verecek.

Ünlü şarkıcıların ücret almadan yer aldığı ‘Uzay Heparı Sonsuza’ adlı albümde şu şarkılar yer alacak: ‘Serserim Benim’, ‘Sakin Ol’, ‘Vurulduk’, ‘Onursuz Olmasın Aşk’, ‘Bu Gece Son’, ‘Kadınım’, ‘Masum Değiliz’, ‘Kınalı Bebek’, ‘Küçüğüm’, ‘Karanfil’, ‘Unutamadım’ ve ‘Adem Olan Anlar’.

İki dostun arasını ‘şeytan’ bozdu

İki eski dost Kenan Doğulu ve Serdar Ortaç’ın arasına “Şeytan” girdi! Pop müzik dünyası yeni bir intihal tartışmasıyla çalkalanıyor. Bugünlerde herkes Serdar Ortaç’ın yazın hit şarkısı olan “Şeytan”ın sözlerinin, Kenan Doğulu’nun eski bir şarkısının girişiyle benzerliğini konuşuyor. Kenan Doğulu’nun “Festival” albümündeki “Yüzsüz Yürek” adlı şarkısı Bazen şeytan diyor ki git yanaş şuna” şeklinde başlayan dizeleriyle tanınmış, uzun süre listelerin üst sıralarından düşmemişti. Benzer dizeler Serdar Ortaç’ın bu yaza damga vuran şarkısı Şeytan’da “Şeytan diyor ki yanaş şuna” şeklinde geçiyor.

KALIPLAŞMIŞ BİR TABİR
Kenan Doğulu avukatına bu benzerliğin hukuki yönünün incelenmesi ve gerekirse hak arama yoluna gidilmesi için talimat verdi. Ortaç ise şarkıların tartışmaya değer benzerlik taşımadığını belirterek “Bu dizeler hepimizin günlük yaşantısında kullandığı, kalıplaşmış bir tabir” açıklamasında bulundu.

Kenan Amerikan Prodüktörü Oldu

Yılın yarısını Amerika”da Los Angeles”ta geçiren ve bir süre önce bu şehirde “Ken Love Yourself” markası ile bir giyim mağazası açan Kenan Doğulu, Amerika””daki çalışmalarına “Ken” adında bir yapım şirketi kurarak devam ediyor. Los Angeles”ta yaşamayı çok sevdiğini belirten Kenan Doğulu yatırımı hakkında bu açıklamayı yaptı : “Yapım şirketini kurmak çok zamanımı aldı ama ortaya gerçekten güzel bir iş çıktı. Bu şirket; hem yabancılar, hem de Türkler için çok amaçlı bir yapım şirketi oldu. Özellikle Türkiye”den Los Angeles”a gidip, ne yapacaklarını bilemeyen sanatçılara yardımcı olacak. Şirkete sadece şarkıcılar değil, oyuncular da kaydolabilecek.”

Kenan’ın özlemi

Kenan Doğulu Amerika’da bulunduğu sürelerde neyi özlediğini açıkladı. “Şeffaf Oda” programına konuk olan Kenan Doğulu, “Los Angeles’ta, geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, ‘Bak ne kadar güzel, burada rahatsın’ diye. Ama rahat olmak da bir yerden sonra özleme yol açıyor. Paparazziler birikiyor gece klüplerinin önünde. Tom Cruise, Angelina Jolie, Brad Pitt için falan geliyorlar. İnsan biraz rahatsız oluyor açıkçası. Çünkü alışınca o ilgiye, alakaya, biraz zorlanıyorsun” dedi. Doğulu’nun bu açıklamaları, izleyenleri şaşkına çevirdi.

Kenan Eurovision’un kaymağını yemeye devam ediyor…

“Shake it up Shekerim” şarkısıyla Eurovision’da umduğunu bulamayan Kenan Doğulu, yarışmayla birkaç ay süren popülerliğini şu sıralar yeniden devam ettirmek üzere harekete geçti. Kenan Doğulu ile Turkcell’in, geçtiğimiz yıl Eurovision döneminde başlayan işbirliği şimdi de yeni bir şarkıyla devam edecek. Turkcell-im reklam kampanyası ve gnçtrkcll-fest üniversite konserleri kapsamında bir çalışma gerçekleştiren Doğulu ve Turkcell, şimdi de bir maksi single ile dinleyici karşısına çıkıyor. Kenan Doğulu’nun, Turkcell için özel olarak hazırladığı, düzenlemesini ise ağabeyi Ozan Doğulu’nun yaptığı ‘Hayal Kahramanım’ single’ına, bu ayın sonundan itibaren Turkcell Extra’lardan yeni bir faturalı hat alan herkes, ücretsiz olarak sahip olabilecek.

Kenan’ı bombaladı, Tarkan’ı övdü…Perihan Mağden’den arşivlik bir yazı daha!

Muhalif yazılarıyla tanınan ünlü yazar Perihan Mağden, bu kez köşesinde politika yerine müziği ele aldı ve “Tarkan hadisesi”ni kaleme aldı. Yazısında başka sanatçılara da göndermeler yapan Mağden’in arşiv değerindeki işte o yazısı >>>

Tarkan hadisesi
13.08.2008 (Radikal)

Bu sene Gaflet ve Gabavet’e (Ahududu Sisters) kapılmadım ey dokur! Yeni Yıl’ı en yakın iki kadın arkadaşımla evimde karşıladım. Ki, yıl boyunca mümkün olduğunca az insan göreyim. Sırf en yakın arkadaşlarımı, evimde filan göreyim. Halk’a açılmayayım; tahvillerim borsada işlem görmesin filan. Pek tabii ki, Yeni Yıl’a girme tercihimiz TARKAN oldu. Bu isabetli seçimiyle bizleri (ve diğer AB’leri) kendine bağlayan TRT’mizi teprik ederim. (Telgraf da göndericem, Mustafa Kemal çiçeği de.) Sonra baktım öncelikle Tarkanımız’a verilen üç onluk para için yıkılan ortalık, bu sefer yok ‘Reyting alamadı’, yok ‘Senkron sorunu vardı’ diye yıkılıyor. Tarkan’ın ağız hareketleriyle şarkının nameleri çakışmamış zaman zaman. İnanır mısınız? Fark bile etmedim! Zira ben 1 obs. comps. olarak bambaşka sulara sintine basmaktaydım. Tarkan, ter içindeydi! Alnı, yüzü terrr içinde söylüyordu, kurtboğan stiliyle bağcıklanmış ince kravatı sayesinde de şarkılarını. Gömleği filan- sentetik miydi? (Bi tişört yok muydu?) Havalandırma yok muydu? Elemanlar uyuyor muydu? O kadar çok, Çekim Sahnesi’ne fırlayıp terini kurulamak projelendirmesiyle meşguldu ki zihnim; asenkron mudur/insenkron mudur/nasenkron mudur- hiç mi hiç fark edememişim. (Bunu tabii 2008’i de Gaflet Uykuları içinde idrak edeceğim hakikati olarak yorumlayabilirler çokçok kötü(cül) olanlar.) Peki bu satırları niçin yazıyorum? Tarkan gözümüze batmaktadır, Tarkan’la uğraşılmaktadır; zira TARKAN 1 STARDIR! Ne yani? Mustafa Sandalye’yle mi uğraşıcaz Kenan Doğubaz’la mı? ki, zihnim atv tarafından 1 baştan öbür uca yılbaşı programlanan Kenan Doğurgan’la da uğraşmadı değil. NE zaman Kenan Doğursan’ı görsem/izlesem; çok dayanamıyorum da, gözlerimi değdirsem: yemin ederim WASP tonlarında Sarah Whittaker filan bile kesilmiyorum. İdaho’dan Nancy Shakerbell gözüyle dahi olsa, 1 Yabancının Gözleri yerleşiveriyor ruhuma. Ve de öylesine hayretlere gark oluyorum ki: Çocukta ses yok, fizik yok, müzik yok! oluyorum. Bir elli sekiz boyunda Gayretli 1 Cücük, sahnenin ordan orasına sıçrayıp duruyor. Yemin ederim, bu yalnız Türkiye’ye has bir koşul! Kenan Doğrulsan’ın ‘sitare’ kabullenilmesi, bir kanalın yılbaşı programını büyük bir marketing güveniyle ona emanet etmesi hali! Oysa Tarkanımız, maalesef çok yılını iyi bir eş, havaalanlarında avukat kızarkadaşıyla İkiz Yumurta olma görüntüleri uğruna, feci heba etti. Ama müstehcenliğiyle olsun, apel’iyle olsun, gözleriyle, duruşuyla, saçma sapan danslarıyla olsun Tarkan star’dır, star kalacaktır! Dünyanın neresinde doğmuş olsa star olurdu/olacaktı. Bakın Johnny Depp, Kentucky’liymiş. Keşke Tarkan da Kentucky doğumlu olsaydı. İngilizce söyleyip Türkçe göbek atsaydı. Tarkan’la meşgulüz; zira hep daha iyiye/daha ileriye/daha bi bi yerlere gitsin istiyoruz. Ne kadar verse, doyamıyoruz. Ne kadar çabalasa, ‘Olmadı!’ yapıyoruz. Hoş Tarkan acayip kırılgan bir çocuk. Katmanlı bir şahsiyet. Kendini korumaya almadan yapamıyor. Ve öyle hoşur hoşur ‘delivery’ durumu yok. Çokçok Türkan Şoray’a da benzetiyorum Tarkan’ı. İki fazlasıyla bebek, fazlasıyla temiz, korunası, sevilesi, tapılası, kollanası ruh! Ama sinir de ederler adamı. Bu hayat için olağanüstü kırılganlıkları, kabuklulukları ve de şeffaflıklarıyla. Aynen Marilyn Monroe Olayı! Starlık böyle bi şeydir hemşehrilerim. NORMAL DEĞİLDİR bu starlar. Hem içinizdeki Ayı’yı uyandırırlar: Kaçırıp kocaman kollarımla mağaramda balla sütle besleyeyim şunları. Koruyayım, ben bakayım- olursunuz. Sonra da Bebek Boğuntusu verirler adama. Sıkıntılar basar içinize. Onları beşiklerinde, oyun parklarında bi başlarına bırakıp (terk edip) gidip yetişkinlerle çelik çomak oynamak istersiniz. Ya da bloodymary içmek. Hem feci şekilde sahip olmak istediğin, hem de feci şekilde terk etmek istediğin bebeği içine çağrıştırandır star! Çok az gelir: Sonsuz Bebeklik Hali insanlara. Onun için çok az star var. Tarkan da onlardan biri. İnşallah, bu yazıyı okuyup beni ‘dilli düdüklükle’ suçlamaz. Bir keresinde (valla da billa da) “Akıl verme, huzur ver” demişti bana. (Şarkısından da alıntılayıp.) Olsa, vericem huzuru. Ama ben akılla bozduğum için StarKaçıran Tozu gibi bi şey de telakki edilebilirim. Ama bu, Bu Bebekleri feci şekilde sevmeme engel değil. Hiç engel değil.

Perihan Mağden (RADİKAL)