Türkiye’nin "Tarkan" analizi sürüyor: TDK’dan övgü aldı, Nükleer Karşıtlığına soyundu…Ama radyocuları da ikiye böldü!

Her albümü olay olan ve merakla beklenen Megastar Tarkan’ın değişim anlamına gelen ”Metamorfoz” ismini verdiği yeni albümü, çıkmasıyla birlikte tartışmaları da beraberinde getirdi. Kimilerine göre bol atasözlü, kimilerine göre ilk kez politik sözlere verdiği elektronik alt yapılı albümü, henüz müzik piyasını alt üst edecek bir patlamaya neden olmadı. Radyo DJ’leri ve müzik direktörleri ise farklı görüşlere sahip. Kimi radyocu, albümde pek fazla yenilik bulamadığını söylerken, çoğunluk Tarkan’ın ”Benim şarkılarım çay gibidir, demlendikçe tat verir” açıklamasını destekleyen ”Tarkan’ın şarkılarına dinledikçe alışılıyor” yorumunda birleşti.

TDK’dan övgü dolu teşekkür mektubu aldı, Doğa Derneği’nin yeni yüzü oldu. Ama dinleyiciye yaranamadı. İşte son albümüne gelen olumlu/olumsuz eleştirilerden bir derleme >>>

TDK’dan övgü

Tarkan’a, yeni albümü “Metamorfoz”da atasözü ve deyimlere yer vermesi nedeniyle, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, övgü yağdırdı. Akalın, “Tarkan’ın yeni şarkılarında atasözlerimize ve deyimlerimize yer vermesi, söz varlığımızın bu zenginliklerinin yaşatılmasına ve genç kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunacaktır. Örneğin ’Dilli Düdük’ şarkısında 15, ’Hop Hop’ şarkısında 11, ’Dedikodu’ şarkısında ise 6 atasözü ve deyim kullanmış Tarkan. Üstelik bunlar içinde ’Al elmaya taş atan çok olur’, ’Dışı eli yakar içi beni’ gibi genç kuşakların çok az kullandığı atasözleri de var. Tarkan, bu atasözlerini ve deyimleri ustaca kullanmış” dedi.

Nükleer karşıtı bir megastar!

Doğa Derneği’nin yeni yüzü olan ve üç yıl derneğe gönüllü hizmet edecek olan Tarkan sıkı çevreci çıktı! Megastar, 1993’te de nükleer santral karşıtlarına destek olup konser vermiş ve gelirini bağışlamış…

Metamorfoz’ albümü ile günlerdir gündemden düşmeyen Tarkan şimdi de Doğa Derneği ile beraber çalışarak çevrenin korunmasına yardımcı olacak.KONSER VERMİŞTİ Boz ayılardan telli turnalara, Silifke Kirpifaresi’nden Toros Kurbağası’na kadar birçok soyu tükenmekte olan hayvan ve bitki türünü korumak için mücadele eden derneğin yeni yüzü olan Tarkan, bundan yıllar önce de ‘nükleer’ karşıtlarına destek olmuştu. Tarkan; Mersin Akkuyu’da kurulması düşünülen nükleer santrale karşı mücadele eden çevrecilere destek olmak amacıyla, 9 Ekim 1993 tarihinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda bir konser vermişti. Konserin gelirini nükleer karşıtlarına bağışlayan Tarkan, bu hareketiyle çevrecilerin gönlünde taht kurmuştu. Tarkan konserinden elde edilen gelir, 12-15 Ekim 1993 tarihinde Ankara Altınpark’ta düzenlenen ‘Türk Rock Müzik Sanatçıları Atom Santraline Karşı’ adlı konserin masraflarına harcandı. ‘Nükleer Enerji Sonun Başlangıcı’ yazılı tişörtüyle de kameralara poz veren Tarkan, tam 15 yıl sonra yine nükleer karşıtı fotoğraflarla ortaya çıktı. Tarkan yeni albümünün tanıtımını çevrecilerin nükleer santral yerine kurulmasını tercih ettikleri rüzgar türbinlerinin önünde gerçekleştirdi.

“Tarkan Doğa Derneği’nin yeni yüzü olacak” diyen Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, bu birlikteliğin uzun soluklu olacağını söylüyor. Bu ayın sonunda Tarkan ile birlikte bir basın açıklaması yapacak olan Doğa Derneği, bir yıllık detaylı bir plan hazırladıklarını ve misyonlarının üç yıllık bir birliktelik olduğunu belirtiyor.

Ve işte radyocuların görüşleri…

Pınar İnanç (Best FM Müzik Direktörü):

Tarkan’ın şarkılarıyla alakalı olarak dinleyicilerde derin bir sessizlik var.
Yorum istiyoruz ama yorum da gelmiyor. Çok enterasan bir durum. Diğer albümlerle
ilgili mesela Emre Aydın için şarkısını dinledikten sonra hem SMS hem de e –
posta’larla bayağı bir yorum geliyordu ama bu kez olmadı. Albümü dinlediğimizde,
metamorfoz yani bir değişimden bahsediyor. Ancak bir değişim göremedik,
yakalayamadık.Justin Timberlake, Eminem, Fifty Cent havası var. Çok çok da bir
değişim olmamış bence… Tarkan sonuçta şarkı sözlerinde atasözleriyle,
bildiğimiz bir müziği birleştirmeye çalışmış. Ama şu an iyi ibir reaksiyon
aldığı söylenemez. ‘Vay Anam Vay’, çok kötü bir şarkı değil ama beklentiyi tam
anlamıyla karşılayamadı. Beklentiyi yukarıya taşımakla alâkalı bir durum bu. Ne
kadar beklentiyi şişirirseniz, hatayı, kusurları o kadar görüyorsunuz. Bir de
Tarkan’ın kısmetsizliği de sözkonusu. Yaptığı her işte olduğu gibi yine
eleştirilecek. Tarkan için slow şarkılar önemlidir. ‘İstanbul Ağlıyor’, ‘Pare
Pare’ şarkıları var ama bunlar çok vuran, çarpıcı şarkılar değil. ‘Mesela Gitti
Gideli’, ‘İkimizin Yerine’ gibinin yerini tutacak şarkılar değil. Belki
dinledikçe sevilecek. Biz Tarkan’ın radyomuzda döndürüyoruz ama çok talep
geldiği için değil Tarkan olduğu için.

Michael Kuyucu (Radyo Mega Müzik Direktörü) :

‘Keşke en kötü albümümüz böyle olsa’”Dinleyicilerden nötr üstü tepki geliyor.
Yazıldığı, çizildiği, konuşulduğu gibi negatif tepki gelmedi. İstanbul Ağlıyor,
Vay Anam Vay şarkıları beğenildi. Kendi şahsi fikim de, Tarkan’ın beste
seçiminde başarılı olduğu yönünde… Çok fazla elktronik sound yaptığını iddia
ediyor ama bir Hande Yener kadar bence bu konuda uçmadı. Sanırım bunun nedeni de daha ticari olmaktı. Tarkan’a yönelik negatif eleştirileri de seviyesiz
buluyorum. Yaptığı işlere tu kaka gibi bakılmasına karşıyım. O kadar kötü albüm
yapanlar var ki, onların içinde Tarkan gibi istisnai iyi albüm yapan, kendini
kanıtlayan bir sanatçının bu kadar eleştirilmesine karşıyım. Bir anti –
Tarkan’cılık durumu var. Tarkan öldü, bitiyor durumu yok bence. Keşke en kötü
albümümüz böyle olsa.’

Nil Arslan (Power Türk Yayın Sorumlusu)

‘Tepkiler gayet güzel’”Aslında Power Türk olarak böyle konularla yorum yapmayı
pek fazla istemiyoruz ama elbette ki Tarkan’ın albümü çok başarılı. Biz albümü
çok beğendik. Şu aralar en çok ‘Vay Anam Vay’ parçasını çalıyoruz. Tepkiler de
gayet güzel”

Füsun Alkan (Süper FM Müzik Direktörü):

Tarkan, albümünün adı gibi bir değişim geçirmiş, günümüz trendi olan elektronik müziği Tarkanca kullandığı görülüyor. Tarkan şarkıları dinlendikçe alışılabilen şarkılar formatında olduğu için şu an sadece iki şarkıyı beğendim; ‘Vay Anam Vay’, ‘İstanbul Ağlıyor’. Sözler deyimler sözlüğünden olunca cümleler de birbirine bağlantılı olmamış. Keşke sözleri de alt yapısı kadar zengin olsaydı. Süper FM dinleyicileri Tarkan’ın yeni sound’una alışmaya çalışıyor.Tarkan ne yapsa yakışır diyenler de var çok ağır eleştirenler de, en çok sözlere takılmış durumdalar özellikle ”dedikodu” şarkısını paparazzi programlarında kullanmak için mi yaptığını soruyorlar.”

Hakan Demir (Radyo Viva):

‘Dinleyiciden hiç istek almadık’”Dinleyicilerden ‘Tarkan’ın şu şarkısını
istiyoruz, bu şarkısını istiyoruz’ gibi bir reaksiyon gelmedi. Hiç kimse
Tarkan’la ilgili bir istekte bulunmadı. Ben bunu Tarkan’ın alışılmışın üstünde,
zamanla anlaşılabilecek bir albüm yapmasına bağlıyorum. Türk dinleyicisi
Tarkan’dan daha başka bir albüm bekliyordu. Birazcık galiba Tarkan kendi
istediğini yaptı, dinleyiciyi çok dikkate almadı. Yapmak istediğini yaptığı için
anlaşılması zor bir albüm. Sözler birbirine kafiyeli olsun diye yazılmış gibi…
On şarkının onu da, slow şarkılar hariç birbirine benziyormuş gibi… Belki
bunun nedeni de tek bir aranjörle çalışmasından kaynaklanıyor olabilir. Ben
bir-iki şarkısını beğendim, ‘Aman Allah’ım Tarkan muhteşem şeyler yapmış’
diyemiyorum. Belki diğerleri de dinledikçe kulağımız alışacağı için
sevilebilir.”

Serkan Balbal (Radio Time – dJ):

‘İstekler gün geçtikçe artıyor’”Yavaş yavaş dinleyici alışıyor, gün geçtiçe
istekler artıyor. Bu da dinleyicinin ısındığını gösteriyor bize… Tarkan’a
eskiden gelen bir dinleyici güveni var zaten ve her halükarda albümünü alıp
kendisine destek veriyorlar. Bu ülkede Sezen Aksu ve Tarkan’a ayrı bir ilgi ve
önem var. Dinlediğin anda çok soğuk gelse de, dinledikçe şarkılara alışıyorsun.
Özellikle ‘İstanbul Ağlıyor’ ve ‘Gün Gibi’ ilerleyen günlerde bence daha çok ön
palana çıkacak. Sound olarak İngilizce albümle aynı saund’a yakın. Bence sadece
sözler Türkçe. Okuması da daha profesyonel olmuş ve sesiyle daha iyi oynar hale
gelmiş. Tarkan bence albüm öncesi fazla Lost izlemiş ve bu albüme yansımış.
Koldaki künye Tarkan’a biraz maço kalmış. Albüm değil, yeni imaj Tarkan’a bence
biraz yetersiz kalmış. Albüme yeni yeni alışılıyor bence. Tarkan zoru seven bir
isim, biraz yetersiz, ilgisi düşük bir albüm olduğu düşünülse de, önümüzdeki
aylarda albümden en az beş şarkıyı zirveye taşır.

Esin Özcan (Pal FM Müzik Direktörü):

‘Sindirildikçe sevilen bir albüm’”Biz albümü beğendik. İlk dinleyişte önceki
albümleri düşünerek ‘Nasıl yani’ dedim tabii ki ama ikinci üçüncü de daha da
severek dinledim. Biraz sindirilecek sevilen bir albüm. Dinleyicilerden de, iki
yıl bekledikten sonra Tarkan’ın ortalama bir albüm yaptığını ancak ikinci,
üçüncü dinleyişlerinde gitgide beğenilerinin arttığı yönünde yorumlar geliyor.
En çok ‘İstanbul Ağlıyor’ ve ‘Dedikodu’ şarkılarına istek geliyor.”

Eleştirmenler de beğenmedi!

Hürriyet yazarı Tolga Akyıldız, konuyu köşesine taşıdı:

Uzun bir aradan sonra bir yılbaşı gecesini, eski tabirle “pijama, terlik,
televizyon” formatında geçirdim. Saat 20.30’dan itibaren neredeyse tüm
kanalların yılbaşı programlarını oradan oraya zıplamak suretiyle izleme fırsatım
oldu.Tarkan’ın yeni albümü Metamorfoz’un yayınlanmasıyla birlikte, yılbaşı
gecesi için TRT ile yaptığı özel anlaşma ve aldığı para konuşuldu uzun bir süre.
Kaç para aldıysa almıştır, helal-i hoş olsun, ben işin o kısmıyla
ilgilenmiyorum. Ancak yılbaşı gecesi, Tarkan gibi büyük bir pop star’ın bile,
hem de hiç öyle davranmamasını gerektiren, kariyeri açısından kritik bir
dönemde, ne denli özensiz davranabildiğini görüp üzüldüm. TRT’nin hemen tüm
kanallarında, bir süredir bir senkron problemi (sesle görüntü oturmuyor) var. Bu
tamamen teknik bir problem ve bu problemi yılbaşı gecesi yayınlanan Tarkan
konserinde dahi çözememiş olmaları hakkında söyleyecek bir laf bulamıyorum. E,
Tarkan ne yapsın diyeceksiniz. Doğru, bu Tarkan’ın elinde olan bir durum değil.
Peki bu kadar konuşulan bu konserin, hem de Tarkan’ın belki de kariyerinin dönüm
noktası olacağına inandığımız “Metamorfoz” albümünün promosyon dönemine denk
gelen bu konserin play back olmasına ne diyorsunuz? Koskoca Tarkan; “Hayır
kardeşim, ben play back söylemem, ayıptır” diyememiş midir? Diyememiş olduğunu
sanmıyorum, peki bunu önemsemeyecek kadar özensiz davranmayı nasıl göze
almıştır?Tarkan, akıllı bir adam. Ancak kariyeri açısından ne denli tehlikeli
bir eşikte olduğunun sanıyorum farkında değil. Tarkan kadar büyük bir star’ın
kariyeri söz konusu olduğunda, metamorfozun aslında iş yapış biçimiyle ilgili
olduğu ve sound olarak çok daha cesur davranması gerektiği de bir gerçek. TRT,
Tarkan sayesinde iyi reyting almış, tebrik ederim. Ama Tarkan’ın konuya bambaşka
bir açıdan bakma zamanı geldi de geçiyor bile, sadece kendi iyiliği için.Gelelim
ATV’deki konsere. ATV bir geçiş döneminde malumunuz. Yeni patron, Ali Kırca’nın
transferi… Kenan Doğulu’nun lokomotifi olduğu konser yayınında Hepsi ve Burak
Kut da vardı. Kenan, tam bir sahne adamıdır biliyorsunuz. Sahnede çok başarılı
olduğu ve geçtiğimiz yıla damgasını vuran bir albüm yaptığı da su götürmez
gerçekler. Yayın canlı, konserler Ozan Doğulu yönetimindeki çok iyi bir
orkestrayla cayır cayır. Peki, sorun nerede? Tamamına yakınını seyrettim; Kenan,
Burak ve Hepsi’nin performansları, yayın kalitesi açısından bir sorun yoktu
asla. Ancak, ATV’nin yılbaşı programı bir konseri canlı yayınlamanın ötesine
geçemedi.Diğer kanallardaki alaturka konserlerin, dansözlerin, şunun bunun
reyting almasında şaşılacak bir şey yok. Sadece Tarkan ve Kenan Doğulu’ya bel
bağlayan iki farklı yayın akışı üzerine iki çift laf etmeyi borç bildim. (TOLGA
AKYILDIZ / HÜRRİYET)

Müzik eleştirmeni Naim Dilmener de, Radikal’deki köşesinde bu hafta Metamorfoz’u değerlendirdi:

90’lı (ve elbette 2000’li) yılların en baba star’ı Tarkan’ın, (hem
dostu, hem düşmanı tarafından) merakla beklenen albümü nihayet çıktı:
”Metamorfoz”. Şarkılardan evvel fotoğraflar ulaştırılmıştı basına. Eh,
bilinmeyen-beklenmeyen şey değildi; Tarkan ya da benzerleri, böyle dönemlerde,
yani yeni bir albüm çıkardıklarında ”imaj”larının üstüne gider, oynar da
oynar, değiştirirler de değiştirirlerdi. Tarkan’ın böyle yapması, bu nedenle
sürpriz olmayacaktı. Ama yine de sürpriz oldu; Tarkan şaşırttı bizi. Her zaman
yaka-bağır açık olan, fır-fır dönerken havalı havalı havalanan beyaz gömleğin bu
sefer bütün düğmeleri (boğaza kadar hem de) iliklenmiş, bir de ince bir kravatla
taçlandırılmıştı. Bir de bir takım elbise; gri bir takım elbise çekilmişti.
Askılı ekose pantolonlar, fırfırlı gömlekler ile başlatılıp, bir ara Michael
Jackson’un civarından geçirilmesi de ihmal edilmemiş bir ”imaj inşaatı”na,
mahalle kahvelerinin herhangi birinde son verilmişti işte. ”Okey’e dördüncü
lazım,” demişti belki birileri ve Tarkan da heveslenip, ”Ben varım,” diye
cevaplamıştı. Masaya oturmadan önce de, ”faça”yı ortamın şartlarına
uydurmuştu. Ah; hele o gümüş künye! Bunları yapan-imal eden kalmadı; özel
yaptırmış olmalılar, değil mi? Hayırlısı diyelim, bu ”kare”nin bu ”faça” ile
”çift joker” beklememesi gerektiğini ekleyelim ve geçelim şarkılara. Albümün
şarkı sayısı minimumda; 10 şarkılık bir ”Metamorfoz” bu. Extra’sı yok, bonus’u
yok, remix’i yok. Ki, albüm satmanın, satabilmenin aslanın ağzında olduğu böyle
bir çağda; ne demek bonus ve remix, ya da versiyon; ilaveten ikinci bir diskin
bile olması gerekiyor artık. Tarkan ve ekibi ve de firması Hitt, hiç oralardan
gelmemiş. Cimrilik mi? Değil. Galiba daha temel bir açmaz. Ya da daha önemli bir
sıkıntı. Yazamama-yaratamama sıkıntısı. Geçen yıl yayınlanan Mustafa Sandal
albümü ”Devamı Var”da da aynı problem vardı. Galiba ”ilham”, 90’ın
gençlerinin civarından yeterince geç(e)miyor. Ya da, yeterince ”genç” değiller
artık. Tabii yaş almak, yaşlanmak, ille de ilham eksikliğine sebep olan bir şey
değildir ama galiba Özal Kuşağı gençlerinde bu böyle oluyor, böyle tezahür
ediyor. Ama ”Metamorfoz”, geçirildiği-becerildiği kadarıyla da iyi gözükmüyor.
Albümün, hem de hemen açılış şarkısıyla birlikte verdiği tat, (tabir, caiz
bulunmayacak olsa da, ne yazık ki durum tam da bu) ”kabak tadı”. ”Vay Anam
Vay”ın dizelerindeki kafiyeler, Sezen Aksu’nun, o 90’lı yılların ortasındaki
”Her şeyin başı sonu KAFİYE!” çağında yazılmışlara-uydurulmuşlara bile rahmet
okutacak bir seviyede. Başlangıç böyle. Gerisi de aynen böyle. Tekrar da tekrar,
aynı da aynı. Şarkıların bir kısmı çok sık olarak ”Kuzu Kuzu”ya düşürüyor
yolunu. Tarkan bu; kimden isterse şarkı alabilirdi büyük ihtimalle. Herkes ona
şarkı vermeyi, bir tür ”prestij” olarak kabul ediyor. O zaman sorun ne? Neden
albümde bir Aksu ya da Öncel (ya da ikisinin birden) şarkısı yok da, onların
yerine, onların taklidi şarkılar var? Nedeni şu olsa gerek. Herkes gibi, Tarkan
da işin kaymağını tek başına yemek istedi. ”Ben Tarkan’ım,” dedi muhtemelen,
”kaç yıl aradan sonra yapacağım bir Türkçe albümün gelirini, neden onunla
bununla paylaşayım?” Ama yok. 90’ların süper star’larından Tarkan ile 90’ların
harika müzisyenlerinden Ozan Çolakoğlu’nun yapmaya çalıştığı şey ”Metamorfoz”
ol(a)mamış. ”Azıcık alttan, azıcık üstten” bir ”Çakkıdı” olmuş ola ola; ya
da ”Çakkıdı”ya bayılmış o büyük çoğunluğun dizlerine, dilediklerince
kapanılmış.Böyle bir sound’un, böyle şarkıların ne Tarkan’a, ne de Çolakoğlu’na
faydası var. Ne de bize. Ama ”Biz” dediğimiz de, ”tuzu kuru bir güruh”uzdur
sonuçta, en azından bu konuda. ”Tarkan’ın son albümü olmamış ya,” der geçeriz;
başka şarkılara, başka şarkcılara atlar, önümüzdeki maça bakarız. Ama Tarkan
için durum bu kadar rahat değildi. Hele hele o İngilizce albüm sonrası iyice
riskliydi. Ve görüldüğü kadarıyla risk büyüdü; atlatılamayacak kadar büyüdü. Çok
seviyorduk çok, tam kalbimize fırlatmıştı ok, ama artık sanki YOK; ya da olmak
üzere. NAİM DİLMENER (RADİKAL)

***

Olcay Tanberken Metamorfoz’u Haber90.com’da değerlendirdi.

KRAL ÇIPLAK
“Rock söyleyecek, R&B yapacak, yepyeni bir Tarkan var
karşımızda” gibi satırlar çok değil birkaç aya kadar gazete ve dergilerin müzik
haberlerinde rastladığımız satırlardı. TRT’nin yılbaşı özel programı için önce 1
milyon, daha sonra 750 bin YTL olarak ‘adı konulan’ ücreti konuşuldu,
tartışıldı. Nasıl olur da cebimizden çıkan vergilerin bir kısmının gittiği ve
çalışanlarının bile maaşlarını zor ödeyen devletin televizyonu, bir sanatçıya
topu topu 6 şarkı için bu kadar yüksek meblağ ödeyebilirdi? Tartışmalar geride
kaldı. Tarkan 2008 yılbaşında, yeni albümü Metamorfoz’la
karşımızdaydı. Bugün gördük ki, pekala reytingler o kadar da iyi değil.
Tarkan’ı bilemeyiz ama bu yılbaşının TRT’ye pek yaramadığı ortada. Albüme
gelirsek eğer, çıkış parçası “Vay anam vay” ve “Çat Kapı”, hafiften rock ve
elektronik tınılarla bezenmiş altyapılarla dikkat çekerken, geri kalan hemen tüm
şarkılarda fazla bir altyapısal farklılığa ya da değişime rastlanmıyor. Yine
bildiğimiz Tarkanvari, ya da başka bir deyişle Ozan Çolakoğlu şarkıları. İş
böyle olunca da albüm Tarkan albümü değil, Ozan Çolakoğlu albümü oluyor ve evet,
aranjör kendini yenilemiyorsa belki de artık onu değiştirmenin vaktidir diye
düşünüyor insan. Diğer şarkıları hızlıca saymak gerekirse 2 slow dikkat
çekebilir: “İstanbul Ağlıyor” ve “Gün Gibi” . “Dedikodu” ise daha çok Serdar
Ortaç’a ya da Sibel Can’a yakışabilirdi sanırım, bu albümde ne işi var?.
Bunların dışında Tarkan “Dilli Düdük” ve “Bam Teli”ne mutlaka birer klip
çekecektir, yakışır. Tüm albüm içinde en beğendiğim şarkının ise “Hop Hop”
olduğunu belirtmek istiyorum. Düzenlemenin üzerine adamakıllı eğilmiş olunsaydı,
kesinlikle çok daha iyi olabilirdi bu şarkı. Elbette sözler de farklı
yazılmalıydı, bu haliyle öyle söylenildiği gibi hiçbir protest tarafı yok çünkü
(hoş, Tarkan’ın böyle bir misyona soyunması da insanı şaşırtıyor). Ama nakarat
kısmı kesinlikle çok başarılı, ki zaten şarkıyı kurtaran da orası. Peki
Tarkan’ın iniş süreci nasıl başladı? Aslında yeni değil, Kuzu Kuzu single
şarkısı ve Karma albümünden sonra dişe dokunur şarkılarının sayısı hızla düştü.
Karma da zaten baştan sona eli yüzü düzgün, bir konsepti olan son iyi albümüydü
Tarkan’ın. Hatta bence kariyerinin doruk noktasıydı. En iyi şarkılarında Sezen
Aksu ve Nazan Öncel’den beslenen Tarkan, galiba iş kendi şarkılarına ve albümüne
gelince onların izinden gidip benzer söz tekrarlarıyla ve nakarat öbekleri
yazarak kolaya kaçmışa benziyor. Aynı vokal tekniklerini ve ekolarını yine bu
albümde de kullanınca, Tarkanvari müziğin aslında değişime pek de açık olamadığı
ve arz-talep misali, bu toplumun da bunu beğenip dinlediği ve kulaklarının
ısıtılıp ısıtılıp aslında 10 yıl önce bile yazılmış gibi durabilen aynı
şarkıları kabul edebildiğini gösteriyor. Albümdeki sözlerin basitliği ve
aynı laflarla dönüp dolaşıp artık bıkkınlık derecesindeki tekrarı bir süre sonra
gerçekten can sıkıntısına dönüşebiliyor. Bu mudur yani diyorsunuz, Tarkan onca
güzel albümden ve dillere dolanan şarkılardan sonra nasıl da bir arpa boyu yol
alamadığını mı kanıtlamak istiyor bu albümüyle? Üstelik “Metamorfoz” gibi bir
isim takarak, göremediğimiz hangi değişimi ifade etmeye çalışıyor? Şu bir
gerçek ki Tarkan ne yapsa, ne söylese satacak. Eminim bu albüm de epey bir satış
rakamına ulaşacak. İngilizce albümü “Come Closer”da da benzer eleştiriler
yapılmıştı ki, Tarkan kendini değiştirmekten, başkalaşmaktan korkup kolaya
kaçarak, aynı sözlerle, aynı altyapılarla, aynı düzenlemelerle ve aynı vokal
tekniğiyle gitmeyi sürdürürse, çağa ayak uyduramayacağı için hızla inmeye devam
edecek. Onun gibi önde giden sanatçılar da böyle yaptığı sürece, Türk popu
elbette yerinde kalmaya ve dünyaya açılAmamaya devam edecek, ne yazık ki. OLCAY TANBERKEN (HABER90.COM)

Michael Kuyucu da kendi sitesinde albümü değerlendirenlerden…

Ülkemizde adettendir insanları aşağıya çekmek için özel bir çaba
harcanır , karalama kampanyaları , tartışmalar , çamur atmalar ….. Çıkar
guruplarının aleyhte gerçekleştirdiği özel kampanyalar başlar ve gidebileceği
yere kadar gider..Bunun en somut örneği ise TARKAN ve son albümü “METAMORFOZ”
oldu.Kendi tv lerinde yüz bin lerce dolara anchorman çalıştıran , showmen
çalıştıran özel kanalların medyaları T.R.T. ‘nin verdiği iddia edilen paraları
konu eder , magazin programların röportaj vermeyen Tarkan’a kıl olan
magazinciler onu karalamak için fırsat bekler… vs vs vs … İşte böyle bir şey
oldu Tarkan’ın albümünün hiklayesi…Yorumcunun albümü dışında her şeyinin
konuşulduğu bir düzen içinde eleştiri yapmuruna tutuldu Tarkan. İş böyle olunca
tabii ki sonuçlar Tarkan’ın aleyhine gibi görünse de pekde olmadı .. Her yerde o
konuşuldu her yerde onun reklamı yapıldı ve bu eleştirilerin kar edinen ismi her
ne kadar arada bir yıpransa da Tarkan oldu.
Tarkan için konuşacak , yazacak söyleyecek çok şey var ama biz albümüne gelelim.Kısaca : On şarkı yorumlamış ve tüm şarkılarını kendisi
hazırlamış yani şarkıların tamamında söz ve müzik TARKAN ! Böylece ne Sezen ne
de Nazan’a ihtiyacım var deyiverdi.Düzenlemelerde fazla uçulmamış , yer yer az
da olsa rock bir tını ama genelde alıştığımız bir Tarkan tınısı var. Ne aşırı
elektronik ne de ucuz bir sound var. Ortalama ve güncel bir sound var , en
önemlisi 10 yıl sonra demode tınıya sahip olmayacak bir sound var burada. Yani
düzenlemeler çok ustaca yapılmış , bugün “Abone” yi dinlerken gülüyoruz ama on
yıl önce “Vaaouuu” diyorduk.On yıl sonra bu Tarkan soundunu yine
dinleyebileceğiz.İmajına gelince Ne yapsın adam Amerika’yı yeniden mi keşfedecek
, ya spor takılırsın ya da klasik yda hiç birini yapmayıp çıplak çıkarsın ! İmaj
neyin eleştirisi anlamadım, Hande uçtu bu onun tirajına yansıdı zirvede olan ve
zirveden aşağıya çekilen bir starın zirvede kalma zorunluluğu altında fazla
uçmasını bekleyemez her halde kimse.

Şarkılara Gelince Tipik Tarkan şarkıları – Vay Anam Vay ::::
Nefesli yorumları ile “Kuzu Kuzu”daki bir Tarkan , yine erotik yine egzotik ve
yine söz öbekleri ile ikilemelerden oluşan şarkı formatı. Dinlendikçe sevilen
bir şarkı.- Dilli Düdük :::: Rock’n Roll tınısını da içine alan Tarkan
zıpırlığına sahip bir şarkı. “Hüp”ü sevenler bunu da sevecekler.- Arada Bir :::
Nakarata gelince uçan bir şarkı , sadece b u şarkıda değil hemen hemen bütün
şarkılarında Tarkan “melodik” olmayı başarıyor.Melodik şarkılar olunca da iş
gidiyor.- İstanbul Ağlıyor :::: Albümün en slow ve en güzel şarkılarından biri.
Özellikle sözleri dikkat çekiyor, oturun dinleyip dinleyip eski sevgilinizi
düşünüp ağlayın. Tipik Tarkan damarlarından. Şimdi Tarkan damarı nasıl oluyor ?
diyeceksiniz . Light , samimi sessiz sakin ve derinden….- Hop Hop :::: Tarkan
bunu seviyor, geleneksel şarkı sözlerinden uzak ikilemeler , söz öbekleri ve
deyimleri kullanmayı seviyor. İşte öyle bir şarkı daha. Çocukların , gençlerin
seveceği bir şarkı .. albümde ki diğer şarkılardan biraz farklı yani albümü
biraz düşürüyor ama yine de Tarkan hayranları bu tarz şeyleri sever.- Dedikodu
::: Albümün garanti hitlerinden biri .. Zaten dedikodu lafı hep cazip gelir
insanlar , şarkısı da aynen. Daha önce Sibel Can’ın “dedikodu”su bayağı
patlamıştı.Albüm güçlü bir nakaratı olan bu şarkı ile iyice kuvvetleniyor ,
dikkat çeken şarkılardan biri olmayı başaran bir şarkı.- Bam Teli ::: Albümün en
klasik armoni ve müzik kuralları ile hazırlanan şarkısı. Daha düz bir ritim ,
yine melodik bir şan , gitgide kuvvetlenen bir şan .. Şarkı öyle çok ahım şahım
değil normal bir Tarkan şarkısı.- Gün Gibi ::: Albümün yavaş yavaş düşmeye
başladığı anlarda karşımıza çıkan bir şarkı.Bu şarkı için şöyle bir şey
diyebiliriz olsa da olurrrr olmasa da..- Çat Kapı :::: En ritmik ve dinamik
şarkı. Albümün sonlarına doğru gelirken Tarkan’ın rock soundunu biraz daha fazla
etkinleştirdiğini görüyoruz , daha önce “Şeytan Azapta” adlı şarkısında
kullandığı tarzı da biraz daha fazla kullanmış bu son şarkılarda. Rock müziğinin
yükselişinden mi yoksa bir değişim mi yapmak istediğinden bilinmez ama bence
biraz abartmış bu rock soundunu… “Çat Kapı” albümün en rock tınıya sahip şarkısı
bu ve bu sonlarda karşımıza birkaç şarkı Tarkan’ın geleneksel müzik dinleyicisi
ve geleneksek pop dinleyicisinin uzağında kalındığını görüyoruz.. Belki de yeni
neslin rock tutkusundan nemalanmaya çalışılmış ama bu tartışılır.. Tarkan’ın
belki de gerçekleştirdiği en büyük tartışılacak stratejik davranış albümündeki
slow şarkıları az , rock tınılı şarkıları fazla tutması diyebilirim.- Pare Pare
:::: Tarkan’ın söz ikilemelerini bol bol kullandığı bir şarkı daha.. Gerçeği
güzel bir tarz ama albümün nerdeyse tamamında bunun olmasında bazen sıkmıyor
değil….Orta ritimli ortalama bir Tarkan şarkısı diyebiliriz bu şarkı
için.

Albümde dikkat çeken şeyler :: – Tarkan’ın fazlası ile söz
öbeklerini ve ikilemeleri kullanması ,- Rock tınısını yer yer fazlalaştırması ve
abartması ,- Az sayıda slow şarkının yer alması- Dance soundunun nerdeyse hiç
olmaması- Kullanılan soundun ve ritmik tınının albümün başından sonuna kadar
aynı olması albüm sound bütünlüğü için belki “ok” denilebilir ama bir starın
daha renkli olması da gerekebilir. Mesela dance bir şarkı , bir balat , bir pop
– rock hatta bir tane de ağır rock şarkı olsa daha renkli bir yapı
kurgulanabilir albümde.Sonuç olarak ne abartıldığı ve yerden yere vurulduğu
kadar kötü değil ne de eski Tarkan hitlerinin yerini alacak kadar mükemmel değil
bu albüm. İçinde kırsallık , kıroluk bulunmayan temiz bir albüm yapmış Tarkan
“Vay Anam Vay – Dilli Düdük – İstanbul Ağlıyor – Arada Bir – Dedikodu” ile bu
albüm yürür ama keşke sonlara doğru gelindiğinde bunlar gibi birkaç şarkı daha
olsa. MICHAEL KUYUCU (michaelshow.net)

***

Görünen o ki, Tarkan’ın son albümü epey bir süre daha tartışılmaya devam edecek. Tabii bu esnada şarkılar da kulaklarımıza iyice yerleşmiş bile olabilir…(TAMBA TUMBA)

Reklamlar